12 Temmuz 2016 Salı

Avustralya'nın Yemyeşil ve Huzurlu Başkenti: Canberra


Çok uzun bir zamandan sonra hem Uzaktaki Minik Çocuğun hem de benim hafta sonumuz tamamen boşalınca, bir süredir yeni yerler keşfetmeyen bünyelerimiz için harekete geçme zamanı geldi geçtiğimiz haftalarda:) Hem çok fazla uzaklaşacak vaktimiz yoktu hem de yaklaşan büyükçe tatilimiz için para biriktirmemiz gerektiğinden, hem yakın bir yer hem de kısa bir tatil olsun istedik ve kiraladığımız arabamızla soluğu Avustralya'nın sessiz sakin, huzurlu, yemyeşil ve "efendi" başkenti Canberra'da aldık..


Australian War Memorial
Canberra; başkent olma kavgasıyla Sidney ve Melbourne rekabetini daha da kızıştırmamak için (iki şehrin dillere destan ve çok eskilere dayalı bir rekabeti söz konusu) nispeten ikisinin arasında (Sidney'e 300, Melbourne'e 650 km uzaklıkta, bence burada ufak da olsa bir haksızlık söz konusu olmuş:)), denize kıyısı olmayan ve bir tasarım yarışması sonucunda tasarlanmış, ısmarlama bir başkent:) Bu şehrin tasarımı, "garden city" yani "yeşil şehir" temalı tasarımıyla birinci olan Walter ve Marion Burley Griffin tarafından yapılmış. Kısaca özetlemek gerekirse Canberra, Avustralya'nın, Chicago'lu tasarımcılar tarafından, İngiliz mimarisinden esinlenerek tasarlanılan başkenti:) Sizin de biraz kafanız karıştı biliyorum:) Peki burası başkent olmadan önce neymiş diye düşünenler için hikaye Aborjinlere kadar uzanıyor. Canberra aslında Aborjinlerin çok uzun yıllar yaşadığı, temiz havası, iyi su kaynakları ve canlandırıcı (!) iklimi sayesinde (Sydney'in 15 derecesinden sonra gördüğümüz -5 derece bizi de oldukça canlandırdı:)), Aborjin dilinde buluşma yeri anlamına gelen biricik şehirleri Kanberra'ymış. Bundan sonrası ise hep aynı hikaye, gelen Avrupalılar ve kibarca gönderilen Aborjinler:(


Parliament House
Şehri anlatmadan önce söylemeliyim ki, bu şehirde kendi adıma çok özel bir iki gün geçirdim. Avustralyalılarla Türklerin tarihlerindeki ortak yazgı bu şehirde kendini o kadar göstermiş ki, girdiğim pek çok yerde bayrağımızı, Atatürk'ü, savaştaki kardeşlik hikayelerini gözyaşlarıyla okudum ve izledim. Tarihsel bağımızın yarattığı duygusallıktan mı, yoksa şehrin buz gibi havasına rağmen hissettirdiği sıcak atmosferinden mi bilinmez, ben bu şehri çok sevdim. Kış mevsiminde gittiğimiz için yemyeşil göremediğimiz bu güzel başkenti, bir de baharda ağaçlar çiçek açtıktan sonra tekrar gelmek üzere aklımıza yazdık..

Peki bu iki günde nereleri mi gezdik, hemen anlatıyorum:)

Öncelikle söylemem gerekir ki, Avustralya'ya gelirseniz kesinlikle görmeniz gereken bir şehir Canberra. Hiç bir şey yok gitmeyin veya akşam 4'ten sonra sokakta kimseyi bulamazsınız, geri dönün gibi hurafelere sakın inanmayın. İki günümüz daha olsa gezilecek ve görülecek çok fazla yeri olan ve akşamları çok canlı kafeleri ve restaurantları olan (öyle ki bazılarına yer olmadığından giremedik) bu mini mini güzel şehri kesinlikle listenize ekleyin.

Parliament House(Parlemento Binası):  Şehrin tam göbeğindeki bir tepede yer alan, çimlerle kaplı terasından tüm şehrin göründüğü, içinde cafesi, hediyelik eşya dükkanı bulunan ve parlementonun toplandığı salonların ziyaret edilebildiği bir parlemento binası. Biz Türkler için şaşılası pek çok özelliği aynı anda bulabileceğiniz bir yer kısacası:) Hiç bir zaman, bir parlemento binasının terasında kahve içerek şehri seyredebileceğimi hayal etmemiştim fakat olabiliyormuş:) Yılın belirli zamanlarında sergilerin, konferansların da düzenlendiği bu Parlemento Binası bile şehre ısınmak için güzel bir sebep:)


Parliament House

Australian War Memorial (Avustralya Savaş Müzesi): Utanarak söylüyorum ki, çok fazla müze gezmeyi seven, müzelerde saatlerce ilgisini kaybetmeden durabilen bir insan değilim, daha çok sokakları, şehrin nasıl yaşadığını gözlemlemek beni mutlu eder. Ama bu sefer öyle olmadı. Australian War Memorial'dan içeriye girdikten iki saat sonra, gözlerim yaşlarla dolu bir şekilde ve müzenin kapanış saati geldiği için ayrıldım. Burası tarihlerinden bu yana yapılan tüm savaşlarda hayatını kaybetmiş kişileri unutmadıklarını göstermek ve onlara bir teşekkür amacıyla kurulmuş. (Sadece Avustralyalı askerler değil, bu savaşlarda yer alan Avustralyalı ve Yeni Zelandalı herkes adına) Müzenin içerisi, yapılan tüm savaşlar içinbölüm bölüm ayrılmış ve askerlerin kıyafetlerinden, yanlarındaki malzemelere, kullanılan araç gereçlerden, askerlerin ailelerine yazdıkları mektuplara kadar her şeyi görmemizi sağlıyor. Diğer kısımları da ilgiyle gezdim fakat, kalbimin içine oturan bir ağırlıkla, hiç konuşmadan gezdiğim bir kısım vardı ki, o da Gelibolu. Öncelikle söylemeliyim ki, burası o kadar objektif bir müze ki, savaşın kaybeden kazanan tarafı olmaktan çok, savaş gerçeğiyle yüzleştiriyor insanı. Gelibolu kısmında, askerlerin birbirleriyle paylaştıkları bisküvileri, sigaraları, şehit ailelerine gönderilen telgrafları, Türk askerlerinin, ANZAC askerlerine göre aslında ne kadar cephanesiz ve donanmasız savaştıklarını fakat ne kadar güçlü bir liderleri olduğunu, o koya yıllar sonra verilen ismin ANZAC olmasından duydukları mutluluğu, üzülerek ve şaşırarak gördüm. Üzüldüm, çünkü bir kez daha anladım ki, kaybeden, canı yanan, ailelere "o" telgraf ulaşan hiç bir savaşın aslında kazanını yok ve savaş demek herkes için kaybetmek demek.
Australian War Memorial





Şehrin dört bir yanına asılan savaşa çağrılar: "Erkekler, buraya gelin, bekleniyorsunuz!"
Şehrin dört bir yanına asılan savaşa çağrılar: "Çanakkaleden çağrı var, gelmiyor musunuz?"

Bedel..

Bir gün bir müzeyi mutlaka gezmenizi tavsiye edeceğim aklıma gelmezdi, fakat lütfen buraya yolunuzu düşürün. Benim ne hissettiğimi ne düşündüğümü anlatmam için kelimelerim çok yetersiz..

Kemal Ataturk Memorial (Atatürk Anıtı): Burası ay ve yıldız biçimiyle çevrelenmiş bir Atatürk büstünün ve dalgalanan Türk Bayrağı'nın bulunduğu, Gelibolu'dan gelen tohumların ekilmesiyle büyümüş Çam ağaçlarıyla kaplı ve her okuduğumda tüylerimi diken diken eden o sözün yazılı olduğu bir anıt. Buraya iki kez geldik ve hissettiğimiz şey ortaktı, gurur.. Belki bilmeyenler vardır diye, Atatürk'ün ANZAC şehit ailelerine hitaben söylediği bu güzel sözü buraya da kopyalıyorum.

"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." Mustafa Kemal Atatürk


Kemal Ataturk Memorial


Telstra Tower,Mount Ainslie Lookout ve Red Hill Lookout: Şehre tepeden bakmayı sevenler için bu üç güzel seçenek mevcut Canberra'da. Girişi ücretli olan Telstra Tower, şehrin simgesi haline gelmiş. 360 derece tüm şehri ve yeşilliği görebileceğiniz bu kulenin restaurantında sakın ola bir şeyler yemeyin, çünkü her şey oldukça bayat:)

Benim en sevdiğim yer, gün batımını izlediğimiz Mount Ainslie Lookout (Ainslie Dağı Seyir Terası) oldu. Hem bir dağ tepesi olduğu için ücretsiz, hem de bence çok daha güzel bir manzara sunuyor.

Red Hill Lookout ise bunlar arasında en az popüleri. Aynı zamanda manzara izlerken oturabileceğiniz bir restaurantı olduğundan, bir pazar kahvaltısı için tercih edilebilir.

Mount Ainslie Lookout

Cockington Green Gardens: İstanbul'da Miniatürk'e gidenlerin kolayca hayal edebileceği bir bahçe Cockington Green. Tarihi eserlerin belirli oranlarda küçültülmüş minyatürlerinin sergilendiği, yemyeşil, masal gibi bir yer burası. Miniatürk'ten tek farkı, sadece bir ülkenin değil pek çok ülkenin eserlerinin minyatürleri sergileniyor. Bahçenin ilk kısmı yalnızca İngiltere için ayrılmış durumdayken, diğer kısmı  uluslararası olarak adlandırılıyor ve Türkiye haricinde her ülkenin bir eseri sergilenirken, Türkiye'ye ait iki adet eserin minyatürü var: Küçüksu Kasrı ve Kız Kulesi. Türkiye'ye olan özlemimin artık çok fazla arttığı bu zamanlarda, bu kadar fazla bağlantı kurmak, duygusal olarak bu şehri biraz daha sevmemi sağladı:)

Küçüksu Kasrı Minyatürü

Kız Kulesi Minyatürü

Old Bus Depot Markets: Hem Melbourne hem de Adelaide yazılarımı okuyanlar hatırlar, şehirlerdeki en sevdiğim şeylerden bir tanesi de bu kapalı pazarlar:) Canberra'daki Old Bus Depot Markets, pazar günü kurulan, içinde tüm kültürlerin yiyeceklerinden (Lübnanlılardan sarma, Yunanlardan da simit aldık:)), vintage kıyafetlere, ev eşyası alabileceğiniz kısımlardan, aksesuarlara kadar her şeyi bulabileceğiniz ve keyifle bir kaç saat geçirebileceğiniz (her yiyecek tezgahının önünde durup, tadım ürünlerini tatmak da keyfimizi arttıran unsurlardan oldu:)) çok güzel bir Pazar günü aktivitesi.

Old Bus Depot Markets

Lake Burley Griffin (Burley Griffin Gölü) ve (tabi ki) Australian National Botanic Gardens: Şehrin tam ortasındaki Burley Griffin Gölü, gün batımını izlemek, koşan yerlilere bakıp spora başlamaya karar vermek:) ve birazcık kafa dinlemek için harika bir yer. Bence deniz kıyısında olmayan bu şehir için, bu göl çoğu zaman aynı huzuru sağlıyor olmalı. Huzur demişken kesinlikle gidilmesi gerekilen bir yer de, her şehirde mutlaka uğradığım ve yeşile doyduğum Australian National Botanic Gardens.


Lake Burley Griffin ve Telstra Tower

Australian National Botanic Gardens


Canberra'ya ait uzun uzun anlatacağım yerler burada sona erdi:) Bunlar dışında Canberra'ya ait ufacık notlarım ve ipuçlarımı yazacak olursam,

Kışın gidecekseniz çok ciddi bir şekilde uyarıyorum, soğuk! Hatta soğuk az kalır, buz gibi! Türkiye'de de hava kışın soğuyor ben alışığım diyen biz bile en kalın kıyafetlerimizle resmen donduk:)

Şehir akşamları canlılığını yitirmese bile, gezilecek çoğu yer (Telstra Tower hariç) akşam 5 gibi kapandığından, gitmeden saatli bir program yapmanız, istediğiniz her yeri görmeniz açısından faydalı olacaktır,

Biz bu gezimizde yemek yiyecek yer veya cafe bulma konusunda hiç sıkıntı yaşamadık. Uzaktaki Minik Çocuğun, Canberra'da yaşayan arkadaşı Mert, bize o kadar iyi ev sahipliği yaptı ki, unutmuş olduğumuz Türk misafirperverliğini bir kez daha hatırladık sayesinde, eğer okuyorsa bir de burdan teşekkür etmek isterim kendisine:) Yemek yiyebileceğiniz güzel bir yer arıyorsanız, Mert'in bizi götürdüğü AKIBA'yı, kahve veya şarap içmek içinse aynı zamanda bir sanat galerisi olan The Front Gallery&Cafe'yi şiddetle tavsiye ederim:)

Canberra'ya gittiğinizde en son endişe etmeniz gerekecek şey kesinlikle kalacak yer konusu olacaktır. Ben otel konusunda bu kadar çeşitliliği olan bir şehir daha önce görmedim diyebilirim. Biz Parlemento Binası'na çok yakın bir konumda olan, Little National Otel'de kaldık, size de burayı gözüm kapalı tavsiye edebilirim:)

Bizim yetişemediğimiz için gezemediğimiz fakat müze sevenler için National Museum of Australia ilgi çekici olabilir.

Son olarak, eğer ki bizim gibi Sidney üzerinden geliyorsanız, iki şehrin arasındaki minicik kasaba olan Goalburn'de bir mola verip, şirin cafelerinde bir kahve içmeyi sakın ihmal etmeyin:)


National Museum of Australia

Avustralya içerisinde gördüğümüz dördüncü büyük şehir olan başkent Canberra, hem pek çok güzel anı, hem de görüp hatırladığımız pek çok şeyle birlikte ülkemize gidip dönmüşüzcesine, kalbimizde ufak bir ağırlık ve üstümüze çökmüş hafif bir hüzün bıraktı bizde..







4 yorum:

  1. Merhaba Uzaktaki Minik Kız... Canberra gitmek istediğim şehirlerden biri, harika bir yazı olmuş. Şu sıralar bu vize türünü araştırmaktayım ve kafama takılan soru, 8503 kodlu 'no further stay' ibaresi. Acaba sizin vizenizde böyle bir ibare var mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tesekkur ederim, umarim en yakin zamanda yolunuz duser bu guzel sehre☺️ Ben boyle bir ifade hatirlamiyorum, cok da uzun sure gecti ustunden olsa da unutmusumdur buyuk ihtimalle😔

      Sil
  2. Merhaba tekrar, ben blogunuzu yeni kesfettim ve her bir yazinizi zevkle okudugumu farkettim. Yazilarinizi cok begendigimi soylemek isterim. Sizi takipteyim bundan boyle :) Umarim Adelaide'a tasindigimizda bir sekilde yuz yuze de tanisabiliriz. Her sey gonlunuzce olsun. Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çook teşekkür ederim, Sydney'e gezmeye geldiğinizde mutlaka haber verin☺️ Sevgiler ve Avustralya'daki hayatınızda çook mutluluklar dilerim şimdiden💕

      Sil