11 Mayıs 2016 Çarşamba

Pırıl Pırıl Bir Deniz ve Begonvillerin Buluştuğu Yer: Kaş


Limanağzı, Kaş

Mevsim Avustralya’da yavaş yavaş kışa dönerken (altı aydır yaz mevsimini yaşadığım için buna inanasım gelmese de), yaz mevsimine hazırlanan herkes için Türkiye’deki en sevdiğim tatil yeri ve emekli olunca taşınmak için (daha çalışmaya başlamadan, emekliliğin hayalini kurmak:)) kendime seçtiğim yer olan Kaş’ı anlatmaya karar verdim:) Madem bloğumda “Gezi Notlarımı”da yazacaktım, Avustralya dışındaki ilk yazıma hem en sevdiğim, hem de dört sene üst üste her yaz mutlaka en az bir kere uğradığımız için iyice ezberlediğim Kaş’la başlamak bence mükemmel bir fikirdi:) Umarım bu yazımla hem bu yaz Kaş’a uğramayı düşünenler hem de Kaş’ta neler yapılır merak edenler için ufak bir yol gösterici olurum:)

Kaş’a Nasıl Gidilir? 

Kaş’ta (iyi ki de!) bir havaalanı olmaması sebebiyle bu güzel yere ulaşım hala biraz zahmetli. Biz gençlik zamanlarımızda:) uçakların pahalı olduğu dönemlerde yaklaşık 16 saat otobüs yolculuğuyla da İstanbul’dan Kaş’a defalarca gitmiş olsak da, şimdiden Kaş’ın en güzel zamanları olan Eylül ayı için alacağınız uygun Dalaman biletleriyle, yolculuğun büyük bir kısmını uçak konforuyla tamamlayabilirsiniz. Peki Dalaman’dan sonra ne yapacağım diye düşünenler için Turkcell yıllardır “Profesyoneller Kulübü” ile Secure Drive Firmasıyla yaptığı shuttle anlaşmasıyla bu problemi ortadan kaldırıyordu. Yani sizin veya bir tanıdığınız Turkcell hattı varsa Profesyoneller Kulübü’nden alacağınız bir şifre ile hem gidiş hem de dönüş yolculuğunuzu ücretsiz ve konforlu bir şekilde tamamlayabiliyordunuz. (Eski şirketim diye demiyorum, bu fırsat sayesinde baya bir gönlümüzü kazanmışlığı vardı:)) Bu sene böyle bir anlaşma yapıp yapmadıkları konusunda bir bilgiye rastlamadım fakat gitmeden önce mutlaka araştırmanızı tavsiye ederim. Eğer ki bu tip bir promosyon bulamazsanız, Kaş içerisindeki yerel Shuttle firmalarını arayarak kişi başı 50-60 TL gibi bir fiyatla Kaş’a varabilirsiniz.

Kaputaj Plajı

Kaş'a Gitmek için En İyi Mevsim Hangisi? 

Bence Kaş’ın en güzel mevsimi, turistlerin yavaş yavaş çekildiği, çarşının kalabalıktan kurtulduğu, suyun en güzel sıcaklığına ulaştığı Eylül ayı. (Bu Eylül ayında da gelenek bozulmaz ve yine Kaş’ta oluruz diye içten içe dua etmiyor değilim:)) Kaş’ta yaz sezonu Mayıs ortasından Ekim sonuna (Kaş'ın dillere destan 29 Ekim kutlamaları bulunuyormuş, ben hiç gidemedim ama size tavsiye ederim, esnaf, sezon kapanışını bu tarihte yapıyor resmi olarak) kadar devam etse de, buz gibi suya giremeyenler için Mayıs ve Haziran aylarını pek tavsiye etmem:) Bayram ve okulların tatil olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında ise Kaş’ın tam tadını çıkaramayabilirsiniz. Siz siz olun, Eylül ayının bir haftasını mutlaka Kaş’ta geçirin:)



Kaş’ta Nerede Kalınır? 

Muhteşem bir doğası ve deniz manzarası olsa da, Kaş’a arabayla gelmediyseniz, Çukurbağ Yarımadası’nda değil de merkezde kalmanızı öneririm. Çok güzel butik oteller ve kafa dinlemek için harika koylar olsa da, yemek yemek veya biraz yürüyüş yapmak için merkeze inmek isterseniz, son minibüse yetişmek için acele etmek zorunda kalabilirsiniz.

Afrodit Pansiyon
Açıkçası Kaş’ta nerede kalınır sorusu için verilebilecek tek cevabım var, çünkü yıllardır her gittiğimizde anne-babamızın yazlık eviymişçesine  kaldığımız ve farklı bir alternatif hiç aramadığımız bir yer var: Afrodit Pansiyon. Bu kısmı anlatmayı biraz uzun tutabilirim çünkü Kaş demek gerçekten benim için biraz da Afrodit Pansiyon demek:)

Bu pansiyonu çok tatlı bir aile olan Duru Abla, Ramazan Abi, oğulları Yusuf ve Birdal işletiyor. Hepsinin birbirinden ayrı karakteri ve konaklamanız boyunca teker teker yapıp doyamacağınız kadar hoş sohbetleri var. Duru Abla, her sabah hazırladığı kahvaltısı, yaptığı omletler ve pişiler, bir de denizden her geldiğinizde annenizi aratmayacak şekilde, çay içmeniz ve yanında bisküvi yemeniz için yaptığı tatlı baskıyla oraya vardığınız anda kalbinizi kazanacak. Ramazan Abi ise, Duru Abla’nın en büyük yardımcısı, her an onu önünde bir tepsi fasulyeyi ayıklarken görebilirsiniz:) Bunun yanı sıra saatli olduğunu söyleseler bile, her istediğiniz zaman sizi denize bırakabilecek veya aradığınızda alabilecek kadar yumuşak kalpliler:) (Afrodit Pansiyon’a çıkan yokuş birazcık(!) dik, bunun da etkisi var tabi:)) Küçük oğulları Yusuf, pansiyonu işleten kişi diyebiliriz. Sorduğunuz her yeri size saatlerce sıkılmadan anlatabilir ve size daha fazla yardımcı olabilmek için her zaman elinden gelenin fazlasını yapar:) Bir de Birdal var ki, onunla sohbet etmek için bazen denizden erken geldiğimiz olurdu:) Kendisi yıl içinde zorunlu öğretmenlik görevi için Van’da, tatillerde ise Kaş’ta olmasıyla Duru Abla’nın göz bebeği:) Eğer ki, tatil benim için çok fazla konfor demek değil (pansiyon çok çok temiz olmakla birlikte, yeni butik otellerin yanında biraz eski ve küçük odalara sahip) anı biriktirmek ve sohbet etmek derseniz, arayın Afrodit Pansiyon’u ve hemen yerinizi ayırtın derim:) (Çok uygun fiyatlı olması da cabası)
Afrodit Pansiyon

Kaş’ta Nerede Denize Girilir?

Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Kaş’ın denizi bence Türkiye’deki en güzel ve en temiz denizlerden biri. Dibi görünecek kadar temiz ve hiç bir zaman çok ısınmayan, bu sayede de insanı serinleten suyu ve asla kalabalığıyla sizi yormayacak plajları başka yerlerde aramayın ve Kaş’a gidin:) (Tam bir turistik Kaş tanıtım rehberi yazısı gibi oldu:))

Demre Koyu
Kaş merkezden yürüyerek ulaşabileceğiniz ve benim favorim olan Küçük Çakıl Plajı ile başlamak isterim:) Burası bir soğuk su kaynağının da etkisiyle kıyıya doğru yüzdükçe buz gibi olan, temizliği ve sakinliği ile her zaman en sevdiğim plaj olmuştur. Küçük Çakıl Plajı’nda denize girebileceğiniz iki tane tesis var. Bunlar; odun ateşi pizzasını tek geçeceğim Derya Beach ve hemen karşısında yer alan, hizmet ve temizlikte Derya ile aynı kalitede olduğunu düşündüğüm Çınarlar. Her ikisini de önermekle birlikte, karnınız acıkınca Derya Beach’e uğramanızı şiddetle tavsiye ederim:)

Küçük Çakıl Plajı

İkinci önerebileceğim ve Kaş’ta en fazla vakit geçirdiğimiz yerlerden birisi de Limanağzı. Limanağzı’na her birini Kaş’ın yerlisi olan tatlı amcaların kullandığı teknelerle yaklaşık 15 dakikada ulaşılıyor. Bu kısa yolculuk süresince kaptan amcalarla sohbet etmeyi sakın ihmal etmeyin:) Limanağzı’nda teknelerin yanaştığı dört adet tesis bulunuyor ve bunlardan en popülerleri Bilal'in ve Nuri’nin Yeri. Rakip iki işletme olan ve bence birbirinden çok da farkı bulunmayan bu iki tesisi de denemenizi ve tarafınızı öyle belirlemenizi tavsiye ederim:) (Fikir beyan etmek zorunda kalırsam bulunduğu yer ve daha fazla Caretta caretta fotoğrafı çekebildiğim için sanırım Bilal’in Yeri’ni tercih ederim:))
Kaşın simgesi Caretta caretta:)

Kaş’ta denize girilecek en popüler yerlerden birisi olan Hidayet’in Koyu’nda, yanlış hatırlamıyorsam 2015 senesinde, diğerlerine oranla daha fazla Beach Club havasında yeni bir yer açıldı: Blanca Beach. Çok temiz ve huzurlu bir tesisi ve muhteşem bir denizi olmasının yanı sıra, içeriye girerken alınan ücret ve yiyeceklerin fiyatları bana Kaş’ta değil de Çeşme’deymişiz hissi yaşattı. (Diğer saydığım tesislerin çoğunda içeride harcamak zorunda olduğunuz bir limit bulunuyor ve zaten tüm gününüzü geçirdiğiniz için o parayı rahatlıkla harcıyorsunuz ve girişe ayrıca ücret ödemenize gerek kalmıyor.)

Çakılların küçüğünden bahsetmişken şimdi sıra geldi büyüğüne:) Büyük Çakıl Plajı, ulaşımının zorluğu nedeniyle benim favorilerim arasına çok girememiş olsa da (Çok isterseniz Duru Abla’nın oğlu Birdal sizi bırakabilir motoruyla, o ayrı:)) dalgasız bir günde, kocaman plajı ve tertemiz suyuyla sizi kendisine hayran bırakabilir:)


Büyük Çakıl Plajı

Ve son olarak, bence en büyüleyicisi olan Kaputaj Plajı.. Kaş’a henüz gelmeden (yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta) yorgun argın camdan bakarken “İyi ki gelmişim bu harika yere!” dedirtecek, Kaş’tan dönerken ise bir kez daha iç çekmenizi ve yine gelmeye söz vermenizi sağlayacak muhteşem bir plaj! Biz en son gittiğimizde henüz şemsiye ve şezlong bulunmuyordu (o zamanlar bence çok daha güzeldi) fakat şu an belediyenin böyle bir hizmeti var sanırım. Kaş’a gittiğinizde, Kaputaş Plajı’na uğramayı sakın ola ihmal etmeyin:)

Kaputaj Plajı
Kaş’ta Ne Yenir, Ne İçilir? 

Bu kısmı yazmak Avustralya’da yaşayan bir Türk yemekleri aşığı ve oldukça iştahlı biri için biraz zor olacak ama elimden geleni yapacağım:)

Kaş’a gidecekseniz uğramamanızın hata olacağı bir yerle başlıyorum: Zaika (Mekanın adı, Farsça'da tat alma kuvveti anlamına geliyormuş) Zaika bir kebapçı ama bildiğiniz kebapçılardan değil:) Küçücük bir bahçenin içerisinde Türk filmi tadındaki renkli ampullerle aydınlatılan, tahta masalı, çok güzel bir yer. Ama asıl güzelliği yemeklerinde:) Mezelerden “Hatay Usulü Mütebbel”, acı sevenler için “Eroin”, kebaplardan “Şaşlık” (gitmeden önce rezervasyon yaptırırken ayırtmakta fayda var) ve tatlılardan “Çıtır Kabak Tatlısını” lütfen ama lütfen benim için de yiyin:)
Zaika Başlangıçlar:)

İkinci vazgeçilmezimiz ise “Sumanu Şarap Evi”. Burası çarşının hemen içinde, ağaçların altında minik ve sevimli bir bahçe. Ev yapımı makarnalar ve ev yapımı şaraplar şahane:)

Kaş’a kadar gelip, rakı-balık yapmadan gitmek olmaz diyenler için, 2015 yılında yeniden açılan Üzüm Kızı ile  Tzatziki Meyhane ve bence artık Kaş’ın imzası olan sütte dil balığı bizim favorilerimizden.

Tzatziki 

Yemeğinizi yediniz ve canınız Türk Kahvesi çekti, o zaman da sizi içerisinde onlarca çeşit Türk Kahvesi bulunan ve yanında çok lezzetli şekerlerle ikram edilen taze kahveleriyle Kaş Türk Kahvecisi bekliyor. Kahve değil de çay içmek isterseniz, meydanda çayı 1 TL’e satan (hala öyle mi bilmiyorum:)), çekirdeğinizle oturup tam bir yaz akşamı keyfi yapabileceğiniz Kaş Belediyesi Aile Çay Bahçesi’ni tercih edebilirsiniz:)

Kaş Türk Kahvecisi
Bu yazdıklarım dışında, Kaş’ın simgesi haline gelmiş Dejavu (gün batımını izlemek denince akla gelen ilk yer) , Mavi Bar (karşı kaldırımında bira içmek, barın içinde oturmaktan bile popüler)  ve gece dışarı çıkıp eğlenmeyi sevenler için Hideaway ve Echo Bar’ı da söylemeden geçersem eksik kalmış olur:)
Kaş'ta Gün Batımı

Kaş’ta Başka Hangi Aktiviteler Yapılır?

Bu yazıyı yazarken Kaş’ı ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım çünkü adeta düşünmeden tuşlara basıyor parmaklarım:) Kaş’ta kaldığınız süre boyunca sadece denize girip, akşam Afrodit Pansiyon’un terasında yıldızları seyrederek de en az 1 hafta geçirebilirsiniz fakat farklı neler yapılabilir, yine de sıralamak istedim:)


Eğer ki pasaportunuz ve geçerli bir vizeniz (Schengen) varsa, Kaş’a sadece 20 dakika uzaklıkta size göz kırpan, minik ve güzel Yunan Adası Meis’i günübirlik ziyaret edebilirsiniz. (Vizeniz yoksa Kaş’tan kolayca günübirlik vize almanız da mümkün)

Kesinlikle bir gününüzü tekne turuna ayırmalı, muhteşem koylarda denize girmenin tadını çıkarmalısınız. Turların uğrak yeri olan Kaleköy’de ise ev yapımı dondurma yiyip, o şirin köyü anılarınıza eklemelisiniz:)



Kaleköy

Kaş deyince akla ilk gelen şeylerden birisi de tabi ki tüplü dalış! Bir kaç saatinizi alacak deneme dalışı turlarına katılabileceğiniz gibi, bir haftalık hem teorik hem de uygulamalı dersler alabileceğiniz kurslar da mevcut. Biz ilk dalışımızı Kaş’ta yapıp, gördüklerimizle kelimenin tam anlamıyla büyülenmiştik:)

İlk Dalış Deneyimim:)

Eğer ki benim gibi yükseklik korkunuz yoksa (varsa da belki yenmek için harika bir başlangıç olabilir:)) kesinlike Yamaç Paraşütünü denemelisiniz. Bu kadar güzel bir coğrafyayı bir de kuş misali süzülerek görmekten daha güzel ne olabilir:)

Bir akşamüstü denizden otelinize dönmeden, Antik Tiyatro’ya uğrayıp gün batımını bir de buradan izleyebilirsiniz.
Kaş Antik Tiyatrosu

Ve son olarak akşam yemeğinden sonra çıkıp, plansız bir şekilde çarşıyı turlayıp, Adaçayı satan teyzenin ısrarları eşliğinde (gidince beni anlayacaksınız:)), bir aşağı bir yukarı yürürken, küçük ve sempatik dükkanların veya stantların birinden, kendinize bu muhteşem yaz tatilini hatırlatacak şirin mi şirin bir hediye alabilirsiniz:)

Çok sevdiğim Kaş sokakları ve Geleneksel Pozum:)

Eğer ki bu yaz, bu yazıyı okuduktan sonra Kaş’a giderseniz, çekip paylaştığınız bir fotoğrafta Uzaktaki Minik Kız’ı da etiketlemeyi unutmayın:) Kim bilir, soğuk bir kış gününde Kaş’tan Sidney’e göndereceğiniz bir tutam güneş, belki benim de içimi ısıtır :)





4 yorum:

  1. Siz Kaş' a nasıl gittiniz bilmiyorum ama biz Antalya iç hatlar terminalinden mimibüsle 4 saatte kıyı şeridini izleyerek gitmiştik ve orayı görene kadar memleketimi beğenmeyen eşim, bu el değimemiş doğal koylar ve turkuaz denizden sonra acaba Kaş nasıl bir yerdir ki diye sormuştu. İndiğimizde ise hep dediği gibi "iyi ki" dedi :)

    Bu arada öneriler arasına Kekova ve Demre' de girebilir aklınızda olsun ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar🙋🏼Bu harika oneri icin cok tesekkurler. Biz Istanbul-Kas otobus yolunu veya Dalaman-Kas arasi shuttlelarini kullandik simdiye kadar, 4 saatlik yol biraz uzun olsa da kiyi seridini izleyerek gitmek hic fena bir fikir degil☺️ Turkiye'deki ilk tatilimiz için önerilerinizi not ediyorum, cok tesekkürler, esinize selamlar☺️

      Sil