23 Mayıs 2016 Pazartesi

İlk Festivalimiz: Lovedale Long Lunch

Her sene Mayıs ayının ikinci haftasında, Sidney'e arabayla 2 saat uzaklıktaki şarap bağları ve şarap evleri bölgesi olan Hunter Valley'de yapılan, Lovedale Long Lunch Festivali'nde bu sene Uzaktaki Minik Çocukla biz de yerimizi aldık:) Festivali, uğradığımız şaşkınlığı ve konakladığımız yerde yaşadığımız huzur ve mutluluğu anlatmadan önce biraz Hunter Valley ve bu festival ile ilgili bilgi vermek isterim.

Tatler Wines

Hunter Valley, Avustralya'nın en eski şarap üretim bölgesi olarak biliniyor, öyle ki bu tarih 1820'lere uzanacak kadar eski (Avustralya'nın kendi tarihi göz önüne alındığında, gerçekten ilgi çekici). Bu bölgede yaklaşık 150 adet şarap üretim evi bulunuyor ve yılın belirli zamanlarında hem şarap hem de yiyecek festivalleri düzenlenip, insanların buraya gelmesi sağlanıyor (Adeta İstanbul'un Sapancası diyebiliriz:)) 

Emma's Cottage

Bizim katıldığımız Lovedale Long Lunch (Uzun Öğle Yemeği olarak çevirebilirim garip olmazsa:)), bu bölgede yapılan en büyük kapsamlı festival. Lovedale Bölgesi'nde yer alan 7 tane şarap evi (Allandale, Tatler Wines, Wandin Hunter Valley, Sandalyn Estate, Saltire Wines, Emma's Cottage) bu festivalin yapılacağı tarihler için günler, hatta aylar öncesinden hazırlanıyor. Göz alabildiğince geniş, yemyeşil bahçeler masalarla donatılıyor, tadımlık şaraplar ve verilecek yiyecekler, binlerce insanın gelecek olmasına rağmen, sadece sizin olduğunuzu hissettirecek kalite ve çabayla hazırlanıyor. 


Saltire Wines

Sosyal medya sayfalarımdan bol bol heyecanımı paylaştığım bu festival öncesi, Uzaktaki Minik Çocuk'la birlikte tek bir hayalimiz vardı. Yemyeşil bahçeler, huzurlu bir ortam (hatta yaş ortalamasının oldukça yüksek olacağı fikrine bile kapılmıştık), sakin bir müzik ve rahat rahat yenecek "uzun" bir öğle yemeği.. Siz böyle bir festivalden haberdar olup nasıl bir ortam hayal edersiniz bilmem ama biz tam olarak böyle bir manzara ile karşılaşacağımızı ummuştuk. İlk şarap evinin otoparkına arabamızı park ettiğimiz an, gerçeklerle burun buruna geldik. Ben diyeyim Rock'n Coke, siz deyin ki Coachella festivalindeydik.( Tabi ki abartıyorum ama hissetiğim seviye aynen buydu:)) Bu festival için özel kıyafet diktirmiş gruplar (özel kıyafetten kastım, bir grup superman erkek, powerpuff girls gibi gruplar hayal edin:)), aylarca önceden hazırlandığı belli olan insanlar, gürültüden konuşmanızın tam duyulmadığı müzik grupları (belki çok iyi çalıyorlardı, kalpleri kırılsın istemem ama beklediğimiz hiç bu değildi) ve belediyenin sağladığı otobüslerle akın akın buraya gelen hepsi birbirinden garip giyimli insanlar (sonradan anladık ki garip olan bizdik:)) Ve evet yanlış okumadınız, belediye bu festival için otobüs seferleri düzenlemişti:)


Tatler Wines

Wandin Hunter Valley

İlk şoku atlatmamız gerçekten de uzun sürdü diyebilirim. Özellikle ben, üstümdeki günlük kıyafetlerle, uzun süre kendime benzeyen bir insan, bir pamuk saçlı teyze, bir bastonlu amca aramadım desem yalan olur:) Fakat festivalin hayallerimizdeki gibi çıkmaması, bu iki günü kötü geçirdiğimiz anlamına gelmedi tabi ki:) Bence bu kadar katılımı yüksek bir organizasyon için mükemmel bir iş çıkarmışlardı. Yediğimiz yemekler, tatlılar ve içtiğimiz şaraplar oldukça kaliteliydi. (Aldığımız iki günlük bilete iki öğün yemek ve bir adet tatlı veya peynir tabağı alabiliyorduk) Hiç biri özensiz ve seri üretim olmayan bu güzel yemeklerin yanı sıra, normalde çeşme suyu içilebilen bir ülkede olmamıza rağmen, istediğimiz anda bedava şişe sulara ulaşabiliyorduk ki, Türkiye'de bu tip organizasyonlarda suyu bir kar aracı olarak görüp, normalin beş katı fazlasına sattıklarından bu beni oldukça şaşırttı. 



İki günümüzün özeti için bir çok çılgın insanla paylaştığımız yemyeşil bahçeler:), çok lezzetli yemekler, enerjimizi arttıran(!) müzikler diyebilirim. Yine de o kadar eğlendik ve dinlendik ki, seneye yine fakat bu sefer usulüne uygun olarak gelmeye karar verdik:) 

Bu festivale dair bizi en çok memnun eden ve beklentimizin çok üstünde çıkan şey ise, şüphesiz konakladığımız Owlpen House oldu.

Owlpen House Manzara

Eğer ki Sidney'e bir gün yolunuz düşer ve Hunter Valley'e de uğramak isterseniz, sizden özel ricam burada kalmanız olur. Owlpen House, Russell ve Ken isminde iki tane Avustralyalı amcanın aslında kendileri için aldıkları, alt katındaki fazladan iki odayı ise sosyalleşmek ve çıkacakları seyahatlere ek gelir için kiraladıkları harika bir ev! (Ayda bir kez kiralasak bize yeter diye düşündükleri odaları, booking.com sitesinden 9.8 gibi inanılmaz bir puan alınca, her haftasonu mutlaka doluyormuş)  Göz alabildiğince bir yeşilliğin içinde, kendi bahçesi de olan, bahçesindeki masada kahve içerken kanguruları seyredebileceğiniz, tek katlı, şömineli bir ev ve sizinle sohbet etmek için can atan, hem bilgili, hem de hayat tecrübesi çok yüksek iki tane ev sahibi hayal edin. Gerçekten bir otel değil de , onların evine konuk olmuşuz hissini çok net bir şekilde yaşadık, öyle ki akşam yemeğimizi 18.30 gibi yiyoruz sizin için de uygun olur mu dediklerinde, yemeği evin salonundaki masada hep beraber yiyeceğimizi hiç düşünmemiştik:) 18.30'da başlayan yemek, bize anlattıkları gezi hikayaleri, Türkiye hakkında bildikleri, sordukları ve bizi sabırla dinlemeleri ile neredeyse saat 22.00'de son buldu:) Avustralya'da bulunduğumuz süre içinde geçirdiğimiz en güzel akşamlardan bir tanesiydi diyebilirim. 

Owlpen House

Ertesi sabah, bahçede yaptığımız kahvaltının, tamamen bahçedeki doğal ürünlerden oluşuyor olması ve Ken amcanın 2 yaşındaki sevgi dolu torunu Noah'ın ziyarete gelmesiyle tamamen aile evine dönüşen Owlpen House, kesinlikle çok yakın zamanda yapacağımız bir ziyareti daha garantiledi bence:)

Uzaktaki Minik Çocuk, ben, Russell, Noah ve Ken


Şaşkınlıkla başlayıp, mutlulukla biten bu hafta sonunun bana en derinden hissettirdiği, anı biriktirmenin beni ne kadar çoğalttığı.. Yepyeni insanları, çok güzel hikayeleri ve gördüğümüz manzaları kendi hayat hikayelerimize ekleyip, şehrimize döndük ve tabi ki yepyeni hikayalerin, tanımadığımız insanların ve görmediğimiz yeni yerlerin hayalini kurararak...


6 yorum:

  1. Yazılarını okudukça ben çok Mutlu oluyorum seni düşünemiyorum bile. Eşim ile hayalimizi sen yaşıyorsun umarım bizede nasip olur bir gün :) mutluluklar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar guzel boyle dusunmeniz cok tesekkur ederim☺️ Hayaliniz neyse umarım en yakın zamanda ve kolayca kavusursunuz🙏 Esinize de selamlar ve sevgiler Sidney'den💕

      Sil
  2. Yazılarınızı anında okuyoruz gerçekten harikasınız bu sefer yazacağım dedim.
    Ben de eşim ile birlikte 2 sene önce kararımızı verdik hayallerimizi yaşamaya... Kabul edilmemiz için lisans eğitimimizi almamız gerekiyordu, işimizi gücümüzü bıraktık sınava girdik ön lisans eğitiminden lisans eğitimine geçtik, şehir değiştirdik, hayellerimiz için Çanakkale'den Ankara ya geldik, burda hayat kurduk geçen sene evlendik hayellerimiz mutluluk üzerine kuruludur. Türkiye mutlu mu? tartışılır bence değil yada bize göre değil. Sokaktaki kaldırım taşının bozukluğundan, ülkenin siyasi yapısının bozukluğuna her şeyden bıktık. Biz dünyanın en mutlu ülkelerini araştırdık, evet Kanada yoksa Avustralya mı? Araştırmalara devam ederken sizinle karşılaştık sanırım çektiğiniz fotoğraflar yüzünden midir bilmiyorum sanki orası daha sıcak gelmeye başladı :)
    Ben 28 eşim 26 yaşında genciz ve 2 sene sonra lisans eğitimimizi tamamlıyoruz sonrasında ülkeden taşınacağız, ne olursa olsun hayallerimizi yaşayacağız. Belki biz de bir gün sizinle karşılaşır ve Uzaktaki Minik Hayatlar oluruz :) eşinize selamlar, Fuat-Seda Çiftinden sevgilerle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum yazarak beni cok mutlu ettiniz, cok tesekkur ederim☺️ Ne kadar guzel soylemissiniz, hayallerimiz mutluluk uzerine kuruludur diye.. Mutsuz oldugunuz bir yerde surekli sikayet etmek yerine, mutlu olacaginizi dusundugunuz bir hayat icin adimlar atmaniz, zaten hayallerinize cok yakin oldugunuzun bir habercisi bence☺️ Burada veya mutlu oldugumuz herhangi bir yerde bir gun karsilasmak dilegiyle, esinize cok selamlar ve sevgiler💕

      Sil
  3. İçimde yarattığım yeni bir ben var ve bu aslında bir ağa.Bu ağaç en büyük kaynaklarından biri de burada bize yazılarında kurdurduğun hayaller Uzaktaki Minik Kız. Şu anda bir günü dahi yettiremiyorum. Yoğunluklar bastırdı. Okul diploması ve IELTS birbirine kavuştuğu gün bende doğru danışmana koşacağım. Hayatın yorduğu an ve enerjimi emdiği an yaptığım ilk şey senin blogunu ve çektiğin Avustralya fotoğraflarını açmak oluyor. O zaman hayaller devam ediyor. Dediğin gibi Hayalleri gerçekleştirelim ki yenilerini de kurabilelim hemen ardında... Umarım kendi benliğimi huzurla yoğurabileceğim o yolculuk Kasım ayında başlayacak... :) :) :) Dediğiniz evi not aldım. Seneye belki karşılaşırız. Ama siz sanırım 3 hafta sonra burada olacaksınız. İyi EĞLENCELER ŞİMDİDEN.... :) :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayaller kurmanıza yardımcı olabildiysem ne mutlu bana:) Bu sene Lovedale'e katılmayacağız, belki bir sonraki sene görüşürüz orada:) Sevgiler..

      Sil