25 Nisan 2016 Pazartesi

İsmi Kadar Güzel Şehir: Adelaide


İsmi Kadar Güzel Şehir: Adelaide
Dil kursuna giderken, kendisi aynı zamanda söz yazarı ve şarkıcı olan öğretmenim (kulağa garip geliyor farkındayım:)) Country tarzda çok iyi bir albümü de mevcut, dinlemek isteyen Google`da ismini aratabilir: Cody Dillon) yazdığı bir şarkıda, kaçmak istediği şehrin Adelaide olduğunu söyleyince hepimiz sebebini merak etmiştik, cevabı ise şu olmuştu: "İsmi bir kiz ismi kadar güzel!"
Gidince şunu net olarak anladim ki, Cody az bile söylemiş, şehrin sadece ismi degil kendisi de bir o kadar güzel:)


Adelaide ile ilgili ilk söyleyeceğim şey, hakettiği ilgiyi görmediği.. Avustralya'yı araştırdığınız zaman Sidney ve Melbourne popüleritesinin gölgesinde kalıyor bu güzel şehir.. Ben gitmeden önce hakettiği değeri verebilmek adına oldukça geniş çaplı bir araştırma yaptım çünkü Uzaktaki Minik Çocuğun bana vermiş olduğu 4 günü en iyi şekilde değerlendirmeliydim:) Kaldığımız 4 günün, güne başlama saati ortalamasının sabah 4 olduğunu ve her gün kiraladığımız arabayla oradan oraya savrulduğumuzu düşünürsek, bana verdiği 4 gün için bile Uzaktaki Minik Çocuğun ne denli pişman olduğunu tahmin edebilirsiniz:) Şaka bir yana, her dakikasın gerçekten dolu dolu yaşadığımız muhteşem bir mini tatil oldu bizim için. Şehri tanıtmadan önce söylemeliyim ki, eğer ki yolunuz Avustralya'ya düşerse, bu çok fazla popüler olamamış güzel şehri sakın atlamayın.

Buralara kadar gelmek sizden, Adelaide`de yapılacak şeyler listesi benden:)

Adelaide

Hazırsanız başlıyorum:)

Sabah 06.50 Jet Star uçağıyla geldiğimiz Adelaide'de ilk günümüzü, kiraladığımız arabayla Fleurieu Peninsula adı verilen Adelaide şehir merkezi ve çevresini kapsayan yarımadayı gezmeye ayırdık. Bu turumuzda en çok sevdiğimiz ve ilgimizi çeken durakları sırasıyla paylaşıyorum.

Hahndorf: Tatilimiz boyunca en çok bayıldığımız yerlerden bir tanesi ilk durakta karşımıza çıktı. Burası Adelaide Hills üzerinde bulunan mini minnacık bir Alman masal kasabası bence. Minik bir sokağın üstünde sıra sıra dizilmiş Alman restaurantları, sevimli çikolatacılar ve sonbaharın etkisiyle sarı ve kırmızı yapraklarla kaplanmış harika bir sokak. Buraya mutlaka bir yemek yemelik ve kahve içmelik vakti ayırın yoksa pişmanlık yaratabilir:) Biz yemek planımızı gerçek bir Alman lokantası olan Arcabrau Brauhaus'da schnitzel ve bira ile gerçekleştirerek içimizdeki Alman'ı, Adelaide'de bir kez daha gün yüzüne çıkarmış olduk:)

Hahndorf
Cafe 1839- Hahndorf
Adelaide şehir merkezinden Hahndorf'a doğru yol alırken, yine Adelaide Hills üzerinde, Hahndorf kadar olmasa da, sonbaharın çok yakıştığı ve bizi büyüleyen iki kasabadan daha geçtik. Eğer vaktiniz olursa Stirling ve Aldgate kasabalarında da mutlaka en azından bir fotoğraf çekecek kadar duraklamanızı tavsiye ederim:)

Adelaide Hills

Strathalbyn: Sonbaharın renklerine bol bol doyduktan sonra bir sonraki durağımız antikacıları ve tarihi binaları ile ünlü, belki de görebileceğiniz en minik kasabalardan biri olan Strathalbyn oldu. Burada çok kısa bir mola verip, kendimizi yeşilliği gözlerimizi kamıştıran Soldiers Memorial Gardens'a attık ve enerjimizi tekrar depolayıp bir diğer durağımız olan Victor Harbor'a doğru yola koyulduk.


Soldiers Memorial Gardens
Victor Harbor: Burada en sevdiğimiz şeyin Tourist Information (Turist Bilgilendirme)'da çalışan, yaş ortalamaları yaklaşık 80 ve üstü olan iki tane tatlı amca olduğunu söyleyebilirim:) Gittiğimiz bazı yerlerde karşımıza çıkan Tourist Information noktaları, hem o yerin haritasını edinmek, hem de neler yapmamız gerektiğini ilk ağızdan dinlemek için, çoğu zaman uğrak yerimiz oluyor. (Aslında itiraf etmeliyim ki, ben çoğu gönüllü olan tatlı yaşlı çalışanlardan orayı dinlemeyi sevdiğim için de giriyorum:)) Victor Harbor'da biri daha önce Türkiye'ye de gelmiş iki amca, sanırım oraya uğramış ilk Türklerden olduğumuzdan:) bizi o kadar sıcak karşıladılar ki, kasabayı çok fazla keşfetmek yerine onlarla sohbet etmeye vakit ayırdık:) Tatlı amcaların tatlı sohbetinden sonraki burada en ilgimizi çeken şey, Victor Harbor'dan Granite Adası'na giden ince bir köprünün üzerinde, bir tramvayı taşıyan at oldu. Evet yanlış okumadınız, bir at, yolcu taşıyan bir tramvayı çekiyor:) Çok kısa bir mesafede yarım saatte bir gerçekleştirilen bu seferler, gördüğümüz en ilginç taşımacılık örneği olarak hafızamıza çoktan kazındı bile:)

Victor Harbor

Urimbirra Wildlife Park: Burası da nereden çıktı diye sormayın çünkü ben de bilmiyorum:) Tam dönüş yoluna koyulmuşken, Uzaktaki Minik Çocuğun gördüğü bu tabela ile kendimizi bir anda koalaların ve kanguruların arasında bulduk:) (Burada koala sevme saati diye bir şey var, yarım saatliğine koalaların yaşadığı kısıma ziyaretçiler alınıyor ve sırtlarını okşamak suretiyle onları sevmemize izin veriliyor, koala sevme saati başlamadan tam 2 dakika önce bu tabelayı görmemiz şans değil de ne:)). Yanımıza zıp zıp gelip, yiyeceğimiz olmadığını anladıklarında üzülen kangurularla yaşadığımız duygusal anlar dışında, plansız bu ziyaretimiz bizi gün içerisinde en mutlu eden anlardan oldu. 


Koala sevincim:)
Barossa Valley Şarap Tadımı ve Balon Turu: Avustralya şarap bağları ve tadım evleri açısından gerçekten bir cennet. 29. yaşıma Adelaide'de girdiğim (Sen artık minik değilsin diye düşünenler için, o miniklik yaşımdan değil:)) ikinci günümüzün tamamını, Barossa Valley'i gezmeye ayırdık. Bu vadiyi anlatmadan önce söylemek isterim ki, Adelaide'de sadece burası değil, Adelaide Hills, Mclaren Vale, Clare Valley gibi çok önemli birkaç şarap merkezi daha bulunuyor. 

Barossa Valley, Shiraz şarabıyla dünyaca ünlü bir şarap tadım noktası ve üzerinden 100'ü aşkın şarap evi bulunuyor. Biz yaklaşık 10-12 tanesini gezmiş olsak da, gidip en çok beğendiklerimiz, Seppeltsfield,  Maggie's Farm Shop (Burayı okuyorlarsa:) tadım için koyduğunuz zeytin ve ekmeklerden biraz fazla yemiş olabiliriz, özür dileriz:)) Jacob's Creek (instagramımdaki şımarık doğum günü fotoğrafım bu şarap evinde çekildi:)), Tanunda, Peter Lehmann, Appelation ve St. Hallet oldu.  Eğer siz de böyle bir tur planlıyorsanız akşam yemeğinizi yine bu bölgedeki Vintner's Bar&Grill'de yiyebilirsiniz. 

Jacob's Creek
Gelelim maceralı balon turumuza:) Aslında bu balon turu benim doğum günü hediyemdi. Yüksekten çok ama çok korkan ben, yeni yaşıma bu korkuyu yenerek girmiş olmak istedim. (Gören bungee jumping yaptım sanar, ama inanın benim için o derece heyecanlıydı:)) Adelaide'e geldiğimizin ikinci günü yaklaşık 3.30 gibi kalkarak yollara döküldük. Barossa Valley'e vardığımızda inanılmaz bir manzarayla karşılaştık, daha güneş doğmamıştı ve gökyüzünde sayısız parlak yıldız vardı.(Fotoğraflamayı çok istesem de benim emektar Iphone bu noktada yetersiz kaldı) O güzel manzaranın tadını çıkarıp, balon turu için o güne kayıt yaptırmış yaklaşık 10 kişi gelince, rüzgar denemesi için araçlarla farklı yerlere götürüldük. Hava yaprak kıpırdamıyor denen cinsten olmasına rağmen maalesef balon,  rüzgarın yönünü beğenmedikleri için kaldırılmadı:( Aslında üzgün surat ifadesi koymuş olsam da, içimden azıcık sevindiğimi itiraf etmeliyim:) Ama sanıyor musunuz ki, yükseklik korkumla yeni yaşıma girdim:) Tabi ki hayır! İki gün sonraki tura hemen kayıt yaptırdık (farklı bir firmayla uçtuk çünkü ilkinde yer yoktu) ve iki gün gecikmeli olsa da bu muhteşem deneyimle yeni yaşıma girmiş oldum:)

Barossa Valley Ballooning'le ilk balon maceramız:)
Üçüncü günümüz telefonların çekmediği, feribotu kaçırma tehlikesiyle burun buruna geldiğimiz, kanguruların yollarda gezindiği, çölden, plaja, doğa harikası taşlardan, deniz fenerlerine, yaşadığım en özel ve değişik gezilerden biri olan Kanguru Adası'nda geçti. Bu turumuz 1 tam gün sürse de, anlatacak o kadar çok şey var ki, ayrı bir yazıyı hakettiğine karar verdim:) Adelaide'e gelecek herkese tavsiyem, en az 1 tam günlerini ayırıp bu muhteşem adayı gezmeleri olur..

Son günümüzde sıra geldi Adelaide çevresinden çıkıp, şehir merkezini keşfetmeye:) Çok fazla günü olmayanlar da hiç üzülmesin çünkü için Adelaide içerisinde de gezilecek harika yerler var.

Tabi ki ilki Adelaide Botanical Garden. Henüz Avustralya'da bir şehri gezip, Botanik bahçesini sevmediğim hiç olmadı:) Özellikle son gün yorgunluğunu atmak için çimlerin üzerinde, çiçek kokuları arasında verdiğim yarım saatlik uyku molasının tadı hala damağımda:)

Adelaide Botanical Garden
Adelaide şehir merkezine çok kısa sürelik bir yürüme mesafesinde Melbourne'dekini aratmayan çok güzel bir Central Market var. Uğramanızı öneririm.

Şehrin en işlek caddesi Rundle Street. Burada saatlerce dolaşıp tüm mağazalara girip çıkabilirsiniz. Ben ana caddelerden hoşlanmam diyenler içinse Leigh ve Peel Street bana Karaköy'ün cafelerle dolu ara caddelerini hatırlattı, sizleri de buralara alalım:)

Tam şehrin merkezindeyken karnı acıkanlar için Melt isimli harika bir pizzacı önerebilirim. Pizza menülerinde yer alan kıymalı ve yoğurtlu Türk isimli pizzalarıyla, bizi kendilerine iyice bağladılar:) 

Ve şehir merkezine tramvayla 20 dakika uzaklıktaki, benim buraya dair en sevdiğim yerlerden biri Glenelg. Burası Adelaide'in çok güzel bir plajı bulunan (yazın bir kez daha gelmek üzere not defterime yazıldı, Uzaktaki Minik Çocuğun haberi yok:)), küçük cafeleri ve dükkanları ana caddeye sıralanmış, bulutların pamuk pamuk görüntüsünün muhteşem denize yansıdığı harika bir yer. Bir de South Australia (Güney Avustralya)'ya gelen ilk koloninin (1836) buraya yerleşecekleri bildirgesinin açıklandığı yer olarak bilinen bir ağaçları var, ismi The Old Gum Tree. Bu ağacı görmenizi ve bu tarihi bildirgeyi okumanızı da tavsiye ederim.


The Old Gum Tree
Adelaide ve çevresine dair keşfettiklerimin hepsini (Kangaroo Island hariç), yaşadığım anda hissettiklerimi de katmaya çalışarak sizinle paylaştım:) Bir şehri gezdikten sonra yazısını yazmak, sevdiğim arkadaşlarımla otururken onlara gezdiğim yerleri anlatıyormuşum hissi uyandırıyor, umarım size de azıcık da olsa bu hissi verebiliyorumdur:)

Uzaktaki Minik Kız'dan kapanışa özel iki tane not olarak, eğer ki bu yazıyı okuduktan sonra Adelaide'e giderseniz, her yerin akşam 5 gibi kapandığını unutmadan planlarınızı yapın ve bir de, muhtemelen tanıştığınız lokal herkes, Adelaide'e ilk yerleşen koloninin dışarıdan hiç bir baskı olmadan kendi istekleriyle geldiği ve Avustralya'ya yapılan en geç ve son yerleşimin bu şehre yapıldığı hikayesini anlatacaktır. Şaşırmayın ve tarihleri ilgili bu bilgi sizin de çok dikkatinizi çekmiş gibi davranmaktan yorulmayın:)


Tüyler ürpertici ve çok çarpıcı (abartıyorum:)) Kanguru Adası yazımda görüşmek üzere!

Sevgiler..








12 yorum:

  1. selamlar,

    çok güzel bir gezi olmuş. iyi keyifler öncelikle. biz de avustralya'ya ilk geldiğimizde on gün kadar adelaide'da kalmıştık. çok küçük gibi gözüksede coğrafya olarak büyük bir şehir. ama inanılmaz sempatik insanlara sahip. adelaide hills favorimiz, hala konuşuyoruz aramızda, bir gün emekli olursak yerleşeceğimiz yer olur diye.

    iyi gezmeler olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, şu an hayal ettim de Adelaide Hills gerçekten mükemmel bir yer emekliliği yaşamak için:)

      Çok teşekkürler yorumunuz ve güzel dilekleriniz için.. Sevgiler..

      Sil
  2. O amcalarla sohbet etmek isterdim ben de. Keşke onlarla çekilen bir fotoğrafı da koysaydınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keske😔 Uzun uzun sohbet ettikten sonra cevreyi gezerken fotograf cektirmeliyiz diye aklimiza geldi ve geri donduk. Tourist Information bir anda o kadar kalabaliklasmisti ve amcalar islerini yine o kadar severek yapiyorlardi ki, rahatsiz etmek istemedik, ama icimizde de kalmadi degil😔

      Sil
  3. Bilinmezlikle başladığınız Avustralya mecaranızda sizleri eğleniyor görmek güzel. Biz burada, siz orada iken derdiniz derdimiz sorununuz sorunumuz, sevinciniz sevincimiz oldu resmen:) maneviyatı çok güzel peki ya maddiyatı? Bu 4 günlük geziniz kabataslak ne kadara mal oldu? Genel olarak gezilecek yerler uzak mı yakın mı? Hadi Adelaide'i öğretmeninizden öğrendiniz, gezeceğiniz yerleri nereden buluyorsunuz? bundan sonraki gezi planlarınızı nasıl oluşturacaksınız acaba??:)
    Kendinize iyi bakın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tesekkur ederim hem hissettikleriniz hem de takibiniz icin☺️🙏 Toplam bir maliyet hesaplamadik fakat bu gezimiz diger gezilerimize oranla biraz maliyetli oldu dogum gunume ozel balon turumuz ve Kanguru Adasi feribotu yuzunden☺️ Yine de ortalama olarak gunluk otel ve araba dahil masrafimiz 250 AUD civarlarinda olmustur diye tahmin ediyorum. Gezilecek yerler sorusu ise benim icin en kolayi sanirim, cok fazla Turk ve yabanci seyahat blogu ve web sitesi takip ediyorum, her gun en az 1 saat bilgisayar basinda geciriyorum yeni yerleri okumak ve ogrenmek icin, boyle olunca da gitmek istedigimiz o kadar fazla yer birikiyor ki aklimizda☺️ Size de ihtiyaciniz oldugu takdirde pek cok yer tavsiye edebilirim🙋🏼☺️ Siz de kendinize cok iyi bakin, sevgiler💕

      Sil
  4. "Nasıl gelebilirim?Kalabilirim?" gibi soruların olmadığı tamamen hayaller canlandıracak bir yazı olmuş uzaktaki minik kız... Hemen bakıp dediğin yerleri google map üzerinden gezdim. Yazılarındaki bu "karşılıklı anlatıyormuş" gibi izlenim uyandırman çok ama çok güzel bir durum. Bu arada tekrar ama tekrar mutlu seneler... Minik Çocukla beraber çok daha fazla güzellikler sizin olsun... :) Artık çalışmalar ve direnmeye devam... Vize çıkana kadar durmak yok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumlarınız için, hepimiz için harika bir sene olsun ve bütün hayallerimiz gerçekleşsin ki yenilerini kuralım:)

      Sil
  5. İnternetten şimdi baktım da bu arada cidden emeklilik için değil genç yaşlarda bile insanın kendini kültürel inzivaya çekip kendisini besleyebileceği bir yer... Yollar kesişirse bir gün kesinlikle uğranılacak yerler arasında... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle uğramalısınız, bence Avustralya'yı Avustralya yapan şehirler Sydney ve Melbourne değil, daha küçük olanları:)

      Sil
  6. Yazı için teşekkürler :) SA'de veya Adelaide'de iş hayatı nasıl bilginiz var mıdır, eşim ve ben elektrik mühendisiyiz, bu şehirde yaşayabilir miyiz çalışarak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, açıkçası o bölgedeki iş ilanlarını hiç araştırmadık fakat seek.com'dan şehir veya bölge seçimi yaparak bir kontrol edebilirsiniz dilerseniz.

      Sil