31 Ocak 2016 Pazar

İlk Milli Bayramımız: "Australia Day"


İtiraf etmeliyim ki, Sidney'e ilk geldiğimiz günlerde bu şehre hemen ısınamadım. Tamam ısınamadım masum kaldı, nefret de ettim birazcık:) Bilmiyorum yurt dışına taşınan herkes aynı şekilde mi düşünür ama, insan baktığı her yerde "buraya taşınmama değecek ne vardı" diye düşünüp duruyor. (Şunu da eklemeliyim ki, yaşarken kızdığımız pek çok şey başka bir ülkeye taşındıktan kısa bir süre sonra kendini özleme bırakıyor:))


İlk günlerimizde beni en çok şaşırtan ve şehri sevmemem için kendime bulduğum en geçerli bahane, şehrin ve hatta ülkenin bir kültürü olmayışıydı. Sokaklarda dolaşan her milletten insanları, kuralların çok umursanmadığı hayat tarzlarını, insanların hayatı sadece akışa bıraktığını gözlemledim durdum. Bunu yaparken anlamadığım tek bir şey vardı, bu ülkede yaşayan herkes istisnasız hayatından çok memnundu. (Bu kısımda abartı yoktur)  Benim ülkemde tüm sohbetler şikayet üzerine kuruluyken, burada muhabbete başladığınız her insan Avustralya'da yaşamanın ne kadar güzel olduğunu, buraya gelmekle ne iyi yaptığımızı söylüyordu.

Ne demek istediklerini, bu ülkede yaşamanın neden bu kadar güzel olduğunu ve hatta geldiğimizden beri bulamadığım "kültürlerinin" ne olduğunu, tam 3 ay sonra, Avustralya'da yaşadığımız ilk milli bayram olan "Australia Day" de anladım:)

Bu çok önemli keşfime geçmeden önce biraz anlatmak isterim nedir bu "Australia Day".

26 Ocak, ilk ingiliz donanmasının NSW eyaleti içerisindeki Port Jackson'a demir attıkları ve ilk donanmanın buraya yerleştiği gün. Fakat Australia Day, sadece bunu hatırlamak için değil burada olan ve olmaktan dolayı mutlu olan herkesin günü olarak kutlanıyor. Ve bugünü kutlayan herkese günün sonunda "iyi ki buradayım" dedirtmek tek amaçları. Bunu da şehrin her tarafında -benim bir milletin kültürü olamaycağını düşündüğüm-  kültürlerini insanlarla buluşturarak yapıyorlar:)

Peki neler vardı Australia Day'de?

Günler öncesinden başlayan hazırlık ve heyecan; Gerçekten Yeni Bir Yıl yazımı okuyanlar bilir, yeni yıla girerken ne kadar hazırlandıklarını ve her şeyin hepimiz için mükemmel geçmesini ne kadar çok istediklerinden bahsetmiştim. 26 Ocakta da tam olarak aynı heyecan ve aynı hazırlık süreci vardı. Marketlerde Australia Day'i sempatik hale getirecek her türlü malzemeler (evet ben de kayıtsız kalamadım:)), nerelerde neler yapılacağına dair ayrıntılı dökümanlar, bugün için kurulan web siteleri ve mobil uygulamalar. Öncesindeki hazırlık bir yana, o gün de şehrin her yerinde bilgi alabileceğimiz stantlar, bize neler yapabileceğimizi anlatan tatlı insanlar, hediye bayraklar ve evden çıkarken sürmeyi unutanlar için yüksek faktörlü güneş kremleri vardı:)


Eğlence ve kafa rahatlığı; bir milli bayramda bu kadar eğlenebileceğimi söyleseler inanmazdım. Şehrin her tarafında gün boyu süren konserler, içerisinde çeşitli aksesuarlarla fotoğraf çekilebileceğimiz noktalar, kendi kültürlerinde baskın bir yeri olan güneşlenme alanları (yanlarında milli içecekleri bira koyma alanları ve terlediğinizde sıkmanız üzere hazırlanmış soğuk su şişeleri ile:)), kriket öğretmek üzere kurulmuş platformlar ve öğretmekten dolayı gurur duyan tatlı teyzeler ve tabi ki gecenin kapanışındaki havai fişek gösterileri. Bugün sayesinde anladım ki, tüm gün hiç sıkılmadan kutlanılan ve bir sonraki etkinlik için heyecanlanılan bir milli bayram olabiliyormuş.





Australia Day için tekrar yollara düşen vintage otobüsler
Hiç bir milletin birbirinden üstün olmadığı ve beraberce kutlayabildiği bir bayram,  dediğim gibi bu bayram sadece Avustralyalıların değil, buraya yaşamak için gelmiş herkesindi. Ne kadar daha böyle sürer bilmiyorum ama (bir Türk olarak aklım almıyor da denebilir:)), gerçekten kapıları herkese açık ve her milletten insana aynı saygı ve sevgiyle yaklaşıyorlar. (Yanyana dizilmiş yemek stantlarında Angus Burger, Sushi ve Gözlemenin yanyana olması kadar doğal burada birlikte yaşam:))



Australia Day benim için bir aydınlanma günüydü belki de..

Evet belki kendilerine ait yemekleri (Meat Pie ve Vegemite'i saymıyorum, bence çok kötüler:)), köklü bir tarihleri, büyük savaşlar ve emeklerle kazanılmış toprakları, okununca tüyleri diken diken eden bir marşları, adını anınca tüm dünyanın saygı duyduğu bir liderleri ve burada doğmak için çok gurur duyulacak bir sebepleri yok ama,

Özgürlük, anlayış, rahatlık, eğlence (bira, barbekü ve sörf üçlüsü:)) ve sahip oldukları kısa geçmişe duyulan saygı ve bunu diğer milletten insanlarla da paylaşabilmek var burada..

Ve kabullenmesi geç ve güç de olsa, benim üç ay boyunca "kültür" olamaz dediğim şeylermiş buranın kültürü..

Ve aslında kültür; insanları şikayet etmeden yaşatan, birbirlerine ve ülkeye bağlayıp onları mutlu eden her şeymiş..



10 yorum:

  1. vegemite'ı da seveceksin birkaç ay sonra :D ben ilk gittiğimde burun kıvırmıştım ama taze ekmek, azıcık tereyağ ve üstüne vegemite şu an burnumda tütüyor :D
    avustralya'sda değilim artık almanya'dayım ve buraya evim diyorum, çok seviyorum, özellikle çocuktan sonra türkiyeye dönme gibi bir niyetim de yok ama o ilk "evet evim burası" aydınlanmasını yaşama anını iyi biliyor ve hatırlıyorum :D keyfini çıkart..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat ne acayip, bizim hayalimiz de München'de yasamakken bir anda kendimizi Sydney'de bulduk. Bir gün yolumuz düşerse büyük boy Vegemitelerimle kapınızı çalarım:)

      Sil
  2. Şu anda İstanbul'da saat 7.06, sabah haberleri var televizyonda. Ölenler, terör, yoksulluk falan anlatılıyor, her sabah olduğu gibi. Tam ben bunu yazarken spiker İrfan Değirmencioğlu diyor ki: "Size de sanki hep aynı haberleri yapıyormuşuz gibi geliyor mu?"
    Bir taraftan da yazınızı okuyorum; insanların mutlu olması için birçok şeyin yapıldığı bir ülkeden bahsediyorsunuz."Bu ne yaman çelişki anne" şarkısı geliyor aklıma...
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de öyle..Büyük bir çelişki.. Ama buraya gelmiş olmak bizi bu dertlerden kurtarmadı maalesef, bir ülkede doğmak ölene kadar o ülkenin her derdini kalbinin tam ortasında hissettirmeyi gerektiriyor sanırım, ne kadar uzakta olursak olalım..

      Sil
  3. Yuregine saglik.şu gunlerde Fazlasıyla ihtiyacımız var icinde umut,heyecan ve merak barındıran yazılara. Birilerinin dünyanın bir yerinde yeni hayatlar kurmalarına tanıklık etmek güzel. Zevkle okudum :) Türkiye den sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir yazımda beni yalnız bırakmadığınız için ben teşekkür ederim:)

      Sil
  4. Şuan ofisimdeyim ve avustralya hayallerine dalmişken ellerimi yine Uzaktaki minik kız yazarken buldum :) Oraya gidip umdugunu bulamama sosyelleşememe uyum sağlayamama kaygıları uçuşurken ve kafamda yine deli sorularla birlikte :) bu yazınızı okumadığımı farkettim ve bir çırpıda hatta nefes bile almadan okudum :) sırf 'avustralya day' için bile tüm düzenimi bozup gelmek için can atıyorum.. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seneye 26 Ocak'ta görüşmek dileğiyle:) Sevgiler..

      Sil
  5. Seneye 26 Ocak'ta görüşmek üzere sözünü üstüme alındım bende... Tüm yazılar gibi bu da ayrı bir soru işaretini kaldırdı kafamda. Sanki Mevlana zamanında "Ne olursan ol gel" sözünü bu kıt'a için söylemiş. Farklı onlarca ırk ama tek toplum olma ışığında gelen mutluluk. Umarım bu parçadan bana da bir pay düşer... Nice nice Australia Day'lere... Yanılmıyorsam bu günde vatandaşlıklar da takdim ediliyor.Yanlış isem düzeltin. Vatandaşlığı alacağınız o güzel güne şimdiden enerjimizi yollayalım :) Tüm güzellikler bizlerin olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben 26 Ocak'tan önce geleceğinizi varsayıyorum:) Evet o tarihe denk gelen vatandaşlıklar o gün takdim ediliyor, henüz 2.5 senemiz olsa da ben de heyecanla bekliyorum o günü:) Güzel enerjiler hepimizin olsun, sevgiler..

      Sil