19 Ocak 2016 Salı

En Yaşanılabilir Şehir: Melbourne

Fitzroy Garden

Ne zaman bir yere gitmeye niyetlensem, araştırmaya başlamak için ilk başvuracağım kaynaklar her zaman bloglar olmuştur. Bana bir yakınımdan tavsiyeymiş gibi anlatan bloglar ise her zaman en sevdiklerim:) Şimdi bir blog sahibiyim madem ve gezmeyi de yazmak kadar seviyorum, Avustralya yaşamımın yanı sıra gezdiğim yerleri de anlatmak için kolları sıvadım:) (Daha önce gezdiğim 15'e yakın ülke için hafızamı elimden geldiğince zorlayacağıma söz veriyorum:))

Gezi Notlarımı, didaktik bir şehir rehberinden çok, bir arkadaşınızın tavsiyesi olarak okursanız hem çok sevinirim hem de bir şehri anlatma sorumluluğunun omuzlarımdaki yükü biraz azalmış olur:)

İlk gezi yazıma Avustralya'dan yine kopmadan, Melbourne ile başlıyorum..

Anketlerde ve araştırmalarda "en yaşanılabilir şehir" seçilmek, bir şehir için büyük bir sorumluluk olsa gerek, evet tek kriter şehrin güzelliği değil tabi ki, yaşayanların kaliteli bir hayat sürmesi için gereken her şey birer kriter fakat, beklentisi her zaman yüksek bir turist olarak (!) uçaktan indiğim andan itibaren her yere bu gözle bakacağım gerçeğini değiştirmedi bu bilgiler:)

Herkesin heyecanla beklediği Sidney mi daha güzel Melbourne mu sorusuna ise yazımın en sonunda kendimce bir yanıt vermeye çalışacağım:)

Ben ruhu ve kendine ait kültürleri olan şehirleri severim. Melbourne'un ruhunu ise tramvayla sağlanan ulaşım, tarihi binalar, muhteşem park ve bahçeler ile içinden geçen Yarra Nehrinin şehre kattığı güzellik oluşturuyor. Yani demek istiyorum ki bu şehrin bir ruhu var ve bu da demek oluyor ki bu şehri sevdim, hem de çok:)

Şehrin ruhunu oluşturanlardan biri olan tramvay, şehrin merkezinde ve turistik bir çok yere yürüme mesafesini içeren bir alanda ücretsiz, tarihi binalar yıkık dökük ve bir başlarına değil de, biz de burdayız diyen modern binalarla kol kola, park ve bahçeler ise günün her saatinin tadını piknik sepetleriyle çıkaran insanlarla dolu ve bence bu ruh bu şehri en yaşanılabilir şehir yapıyor.



Şehri gezme sırama göre değil de, sevme sırama göre anlatacağım:)

Royal Botanic Gardens; çok park, bahçe gördüm ama München ve çevresinden sonra bu kadar huzur dolduğum bir yer oldu mu hatırlamıyorum. Göz alabildiğine yeşil bir park, binbir çeşit bitki türü, el yapımı olamayacak kadar muhteşem bir göl ve kuş sesleri.. Bunların hepsine bir arada şahit olmak için en yaşanılabilir şehir mi olmak gerekir bilmem ama ben bir tam günümü hiç sıkılmadan bu parkta geçirebilirdim.

Royal Botanic Gardens

Park ve bahçe demişken eklemeliyim ki, Melbourne bu anlamda tam bir cennet. Royal Botanic Gardens dışında, Fitzroy Gardens (burada Kaptan Cook'un minik kulübesi de bulunuyor) ve Carlton Gardens (müze severler için Melbourne Müzesi tüm heybetiyle burada yer alıyor) benim favorilerim. Eğer ki benim gibi müze veya turistik atraksiyonlardan çok, yeşillik içinde mutlu oluyorsanız kapın piknik sepetinizi, alın kitabınızı, hangi parka gideceğinizi seçin ve muhteşem bir gün geçirin:)

Queen Victoria Market; en sevdiklerimden ikincisi, çok turistik olmasının yanı sıra, bir Türkü kendine çekecek tüm unsurlara sahip. Organik meyve-sebze satan pazarcı teyzeler ve amcalar (bağırarak tezgahlarına müşteri çekmeye çalışmaları bana duygusal anlar yaşattı:), tadım da yapabileceğiniz rengarenk reçel ve zeytinyağı standları, bir şey almayacağım karnım aç derseniz, börekçiler, çorbacılar ve daha niceleri.. Kapalı çarşı kültürünü seviyorsanız sizin de buraya, hatta şehirde bu kadar büyük olmasa da farklı kapalı pazarlara da rastladım, bayılacağınıza eminim:)Yalnız gitmeden önce çalışma saatlerini kontrol etmenizde fayda var çünkü bizim pazarcılarımız gibi sesleri kısılana kadar kalmıyorlar:) (En Yaşanılabilir Şehir Varan-2:))

Yarra Valley Şarap Turu; yine benim gibi yeşillik ve huzur seven biriyseniz, şaraba da biraz ilginiz varsa mutlaka şarap tadımı yapmalısınız. Bunu halihazırda yapan turlar olduğu gibi, biz yine özgürlüğümüz kısıtlanmasın istediğimizden kendimize bir araba kiralayıp bir tam günümüzü bu tura ayırdık. (Arabayla geçtiğimiz yemyeşil yollar ve yollardaki kanguru çıkabilir tabelaları da cabası:)) Şarap turu kısaca, çeşitli şarap bağlarını ve çiftlikleri gezip orada yapılmış şarapları küçük miktarlarla (Cape Town'a göre miktarlar oldukça büyüktü:)) tattığınız ve beğendiklerinizi alabildiğiniz bir tur. Ben içki içmeyi çok sevmesem de, gördüğüm manzaralardan dolayı her zaman şarap turlarını çok seviyorum. Gezdiğimiz çiftlikler ise tamamen araştırmalarım sonucu bulduklarımız, Yering Station (en ünlüsü ve herkesin en çok tavsiye ettiği), St Hubert's (burası dünyanın en tatlı ve en konuşkan amcasının, kesinlikle uğrayın ve sohbet edin), Domaine Chandon, Dominique Portet, Coldstream Hills Winery (çok büyük bir yer ve çok minnak hediyelikler mevcut) ve TarraWarra Estate (manzarası kesinlikle en güzel olanı). İçki sevmeyen fakat çikolataya bayılan benim için bir de kocaman bir çikolata ve dondurma fabrikası var burada:Yarra Valley Chocolaterie& Ice CreameryGidin ve kendinizi kaloriye boğun, çünkü ben tam olarak öyle yaptım:(

Yering Station

Yediğini, içtiğini anlatmak ayıp biliyorum ama madem arkadaşça tavsiyeler veriyorum, bir kaç yeri anlatmam lazım ki siz de gidin, hatta benim yerime yiyip, için..

Bahari: Burası bir Yunan restaurantı. Biz önceden yemek yiyeceğimiz yerleri planlamasak da, yine şansımızın yaver gitmesi sayesinde burada yer bulduk, gidecekseniz sakın ola rezervasyonunuzu ihmal etmeyin:) Sonrası Ouzo, tek tek birbirinden ayrılan tandır eti, cacık, patlıcan ve girit ezmesinden oluşan bir meze tabağı ve sıcacık Yunan Müzikleri:)

Bahari

Lezzet Turkish Restaurant: Türkiye'den geliyorsanız ve karnınız Türk yemeklerine toksa bile uğrayın! Biz azıcık ucundan o ruhu yaşasak yeter diye girdik, bu kadar güzel eti İstanbul'da yemiş miydik diye çıktık:)

İki tane de cafe önerim olacak, Queen Victoria Market'in hemen karşısındaki küçücük cafe olan Market Lane Coffee (kendi çekirdeklerini kavuruyorlar ve Flat White'ın Avustralya icatı olduğu düşünülürse, denemek için harika bir yer) ve içeriye girdiğiniz anda çikolata kokularından başınızın döneceğine emin olduğum Ganache Chocolate.

Bunlar benim bu şehirdeki en sevdiklerimdi..
Bir de bir kez daha gidecek olsam belki yapmayacağım ama ilk sefer için yapılması mecburi bazı şeyler var ki:)

Adı Lygon Street olan çok şirin bir İtalyan mahalleri var, burada çok keyifli bir kaç saat geçirilmeli, Gewürzhaus adındaki o minnak baharatçıdan baharatlar alınmalı (Alman icatı olan bu yeri daha sonra Sidney'de de keşfettim:))
Buraya çok yakın olan University of Melbourne gezilmeli ve neden burada okumadım diye üzülünmeli,
En ünlü ve en işlek caddeleri olan Collins Street baştan sona turlanmalı,
Şehrin güneyinde içinde dünyanın en eski ikinci Roller Coaster'ını barındıran lunaparka gidilmeli ve o tahta raylı nostaljik aleti binilmeli,

 Luna Park Melbourne

Şehre tepeden bakmayı sevenlerdenseniz Eureka Skydeck 88.kata çıkılmalı,



Yarra Nehrinin kenarında oturulup bir kahve içilirken, şehrin içerisinden bir nehir geçmesinin şehre nasıl bir güzellik kattığı düşünülmeli,



Çok heybetli ve güzel iki adet katedralin nostaljik havasından yararlanılmalı, (St. Paul's ve St. Patrick's)
St. Patrick's Cathedral

Avustralya yazın sıcak olur diye düşünülmemeli, (Melbourne bu konuda bizi biraz şaşırttı, zira bir anda yağmur bastırıp hava sıcaklığı 10 derece kadar düşebiliyor)

Bu tramvaylar şehrin içinde bedava ama şehrin dışında da kart basmasam ne olur diye merak edilmemeli, (Türküz aklımıza gelir:)), kontrol yapıyorlar hiç beklemediğiniz bir anda:)

Ve son olarak gelelim en can alıcı soruya,
Melbourne'e gittiğimi duyan her arkadaşımın sorduğu (Türkler olarak her türlü çekişmenin içinde yer almayı severiz), Melbourneluler ve Sidneyliler arasında bile çekişme konusu olmuş bir konu olan hangi şehrin daha güzel olduğu konusuna:)

Açıklıyorum:)

Bence Melbourne daha güzel!
Ama yaşamak için bir seçim yapmam gerekirse, anketleri ve araştırmaları bir yana koyup Sidney'i tercih ederim.

Bir yanda, güzel tarihi binalar, cana yakın insanlar, huzur veren park ve bahçeler,
Öte yanda, kafa rahatlığı konusunda bence dünya birincisi insanlar, evinden çıkıp kolayca gidebileceğin bembeyaz kumlu plajlar, bir adet parmak arası terlikle tüm yazı geçirebileceğin gerçeği ve her hafta sonu değişik bir aktiviteye katılsan üç sene canının sıkılmayacağı kadar etkinlik yaratan bir şehir.

Melbourneluleri kırmak istemem ama,

Türkiye'de yaşayanlar beni çok rahat anlayacaktır,

Bizim ülkece ihtiyacımız olan tek şey kafa rahatlığı ve huzur,

Bunlar olduktan sonra yaşadığımız her yer "en güzel", her yer "en yaşanılabilir" zaten:)




22 yorum:

  1. Evet huzur, bence en temel insan hakkı, keyfine varın bu güzelliklerin, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da olmasa bu kadar uzakta olma gercegi kabul edilemez gibi geliyor bana:)

      Sil
  2. Yuregine saglik guzrl hir yazi olmus👌Hangi şehire yerleşeceğimiz konusunda kafam karışması desem yalan olur.Melbourne de insan yabancilik çekmiyor gibi yorumlar okumuştum.peki bu İngilizlerin durumu nedir ? Ülkenin %37 sinin ingiliz olduğu ve son derece soğuk insanlar olduğu söyleniyor. Birde perh hakkında bir fikir edinme fırsatınız oldu mu acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tesekkur ederim:)
      Melbourne'u Avrupa'ya benzettim, cogu kisiden de ayni yorumu duymustum, belki bu yuzden daha tanidik bize.
      Bu ulke icin soylenebilecek son sey insanlarin soguk olmasi olabilir, cunku gercekten cok sicakkanli ve cok canayakinlar:) Bir ulkeye yerlesmeden once yapilacak en guzel sey, sehirleri gezmek bence fakat bu da biraz maliyetli bir durum. Bir de insan yasamadan cok net anlamiyor, turist hayati biraz toz pembe:) Bu yuzden iyice arastirmak iyi olabilir gelmeden once.
      Perth ile ilgili kulaktan dolma bilgilere sahibim bu yuzden sizi etkilemek istemem, ziyaret etme sansim olursa (planlarimiz icinde var fakat cok yakin degil) sizi seve seve bilgilendiririm.
      Sevgiler..

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim ayrıntılı bilgilendirme için :) insanların sıcak kanlı olduğunu duymak mutlu etti beni doğrusu. Doya doya gezmeniz ve bizi bilgilendirmeniz dileklerimle. Huzurla kalın. Sevgiler...

      Sil
  3. Hafif Avrupa etkisi de var sanki :)

    YanıtlaSil
  4. İnstagramda hesabınız var mı ? Yada bir mail adresi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, uzaktakiminikkiz@gmail.com mail adresinden bana ulaşabilirsiniz:)

      Sil
  5. Bir anda gidesim geldi. Ne güzel kelimelerle anlatmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tesekkur ederim, begenmenize cok sevindim:)

      Sil
  6. Canada vancouver dan merhaba 7 yıllık bankacılık mesleğimi bırakıp geldim.insanların huzuru ve standartlar aile özlemini geçiyor.harika anlatmışsınız:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben asiri duygusal yapim yuzunden, aile ozlemini geciyor diyemem fakat, katlanilabilir hale getiriyor diyebilirim☺️
      Guzel yorumunuz icin cok tesekkur ederim, Kanada'ya sevgiler..

      Sil
  7. Mükemmel bir yazı çok beğendim elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim, çok teşekkürler☺️

      Sil
  8. Tam biz de ailecek Avustralya hayalleri kurmaya başlamış ve bir şeyler araştırmaya soyunmuşken çıktın karşıma Uzaktaki Minik Kız. kimbilir belki de çok yakında orda buluşuruz seninle. senin yazıların bize umut oldu. moral verdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlari okumak benim icin ne kadar buyuk bir mutluluk tahmin bile edemezsiniz, cok tesekkur ederim🙏 Umarim hayalleriniz en yakin zamanda gerceklesir.. Sevgiler💕

      Sil
  9. Yine süper bir yazı olmuş her ne kadar geç bulsamda... Peki ilk defa gelecek biri için önerin ne olur Uzaktaki Minik Kız... Baktığımda kiralar Sidney'de daha pahalı Melbourne'a göre... İş fırsatları Sidney'de daha fazladır diyebilir miyiz acaba? Güzel günler sizlerin olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim:) Açıkçası ben ilk olarak Sydney'e geldiğim için tarafsız bir yorum yapmam çok zor. Benim size tavsiyem, aradığınız iş için ilanlara bakmanız ve şehir seçimini biraz da buna göre şekillendirmeniz olacaktır. Kiralar Sydney'de daha pahalı olsa da, kazanılan paralar bu kiraları karşılamaya yetiyor.
      Güzel günler hepimizin olsun, sevgiler:)

      Sil
    2. İş şehre göre bulunduktan sonra evi de ona göre bakacağım. Ama gelmeden iş konusunda netleşme olmazsa ilk durak Sidney sanırım bakalım :)

      Sil
  10. Merhaba, yazılarınız bana cesaret verdi o yüzden teşekkür ederek başlayayım. Ben mimarım ve restorasyon alanında yüksek lisans yapıyorum, bu yüzden Avustralya gibi ''yeni'' yerleşimleri hiç seçenek olarak düşünmemiştim. Melbourne'de binalar ne kadar eski bir bilginiz var mı? Bir de diplomam Türkiye'de İngilizce eğitim veren bir okuldan olduğu için geçerlilik sorunu yaşamam değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, çok mutlu oldum yazılarımın cesaret vermesine, bunu paylaştığınız için ben teşekkür ederim:) Sizin de dediğiniz gibi Avustralya görece yeni bir ülke bu yüzden Melbourne'deki en eski binanın ortalama yaşı 200'dür ortalama, çok daha fazla eski olduğunu sanmam. Diploma denkliği alırken okulun eğitim dili çok fazla önem taşımıyor, mimarlık denkliği veren kurumu bulup gereksinimleri öğrenebilirsiniz.

      Kolaylıklar diliyorum, sevgiler..

      Sil